TİHEK Başkanı Arslan: Bütünleştirici ve milletin değerlerini yansıtıcı bir anayasaya ihtiyaç var | Bağcılar Haber
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
NÖBETÇİ ECZANELER
Son Dakika Haberler
Sesli okuma özelliği ile bu haberin başlık ve kısa özetini sesli olarak dinleyebilirsiniz. SESLİ OKU OKUMAYI DURDUR

TİHEK Başkanı Arslan: Bütünleştirici ve milletin değerlerini yansıtıcı bir anayasaya ihtiyaç var

, kategorisinde, 03 Mar 2021 tarihinde yayınlandı
TİHEK Başkanı Arslan: Bütünleştirici ve milletin değerlerini yansıtıcı bir anayasaya ihtiyaç var

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Toplumda, insanlarda ve sosyal ihtiyaçlarda değişiklikler olduğunu ifade eden Arslan, bu nedenle Türkiye’nin yeni bir anayasa çalışmasına ihtiyaç duyduğunun çok açık olduğunu belirtti.

Yaşanan darbe süreçlerinin hukuk sistemini doğrudan etkilediğini, uluslararası sözleşmelerle hukuki yapının farklı şekilde etkilendiğini, parlamenter sistemden kaynaklı aksamalar nedeniyle başkanlık sistemine geçildiğini ancak sistemin bütünüyle değiştirilemediğini ifade eden Arslan, bunların, anayasada değişiklik yapılmasının gerekliliğini ortaya koyduğunu kaydetti. Arslan, şöyle devam etti:

“Bazen uluslararası sözleşmelerde son derece isabetli olan hususlar düzenlenmiştir. Anayasamızda temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğu ve anayasaya aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Ama böylesi bir yaklaşım, bazen egemenliği de tehdit edecek niteliğe gelebilme ihtimalini de barındırmaktadır. Düzenlemelerden kaynaklanan bazı aksaklıkların, sıkıntıların olabileceğini de düşünüyorum. Dolayısıyla, hem içerdeki mevcut sistemin oturması için anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır hem de egemenlik hakkımızın korunması açısından anayasamızın güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Daha sade, anlaşılabilir, daha bütünleştirici, halkın, milletin değerlerini yansıtıcı, darbeler sonucu özgürlükleri sınırlandıran düzenlemeleri ortadan kaldıran, evrensel değerleri içselleştirmiş ve hatta başka ülkelere de model olmuş bir anayasaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.””İstiklal Marşı her yönüyle bizim temel haklarımızı yansıtmaktadır”

Öte yandan, devletin varlık sebebi ve kurucu ruhunu ortaya koyan metnin İstiklal Marşı olduğunu vurgulayan Arslan, “İstiklal Marşı devletin kurucu ruhudur. O ruhun anayasamızda daha görünür hale gelmesini istiyorum.” dedi.

İstiklal Marşı’nın değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini belirten Arslan, şöyle konuştu:

“İstiklal Marşı sadece iki kıtasıyla, 8 mısrasıyla değil, 10 kıtası ve 41 mısrasıyla anayasal bir metindir ve bu metnin ülkemiz, milletimiz, vatandaşlarımız açısından ortak değerleri yansıttığını düşünüyoruz. Onun için de görünürde olmayan ama var olan o metnin anayasanın başlangıç kısmında daha görünür bir şekilde yer almasını arzuluyorum ve buna göre de gerekli yerlerde, anayasanın maddelerinde de ona yer verilmesinin isabetli olacağını düşünüyorum. Çünkü İstiklal Marşı her yönüyle bizim temel haklarımızı da yansıtmaktadır.”

Kolektif haklar gerçekleşmeden bireysel hakların korunamayacağını vurgulayan Arslan, İstiklal Savaşı döneminde aslında bütünüyle toplumun haklarının korunması için bir savaş verildiğini anlattı.

Arslan, işgalcilerin bu ülkeyi işgal ettiği zaman hem vatanı gasbetmek hem de toplumu değerlerinden uzaklaştırmak istediğini ancak milletin buna hep birlikte karşı durduğunu ve inançlarına sahip çıktığını kaydetti.

AA

Yorumlara Kapalı