'İstanbul'un silüetini vakıf eserleri oluşturuyor' | Bağcılar Haber
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
NÖBETÇİ ECZANELER
Son Dakika Haberler
Sesli okuma özelliği ile bu haberin başlık ve kısa özetini sesli olarak dinleyebilirsiniz. SESLİ OKU OKUMAYI DURDUR

‘İstanbul’un silüetini vakıf eserleri oluşturuyor’

kategorisinde, 09 May 2016 tarihinde yayınlandı
‘İstanbul’un silüetini vakıf eserleri oluşturuyor’

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Özcan, İstanbul silüetinde yer alan birçok yapının vakıf eseri olduğunu, bu eserler çıkarıldığında, geriye İstanbul diye bir şeyin kalmayacağını söyledi.

Özcan, vakıfların Osmanlı’daki önemine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, vakıf denilen olgunun, İslam’da hayır yapmanın, yardımlaşmanın kurumsallaşmış şekli olduğunu ifade etti.

Vakıfların, İslam’ın ilk döneminden itibaren yaygınlaşmaya başladığını aktaran Özcan, bunun bütün İslam toplumlarında uygulaması bulunan merkezi bir kurum haline dönüştüğünü kaydetti.

Özcan, vakıfların, insanların ellerinde toplanan tasarrufların bir şekilde hizmete dönüştürmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti:

“Vakıf, insanların sahip oldukları birikimin yeniden bölüşümüdür. Osmanlılar vakıf kurumunu birçok alanda geliştirmiştir, merkezi bir yer edinmiştir. Bundan dolayı da tarihçilerimiz Osmanlı’dan bahsederken, ‘bir vakıf medeniyetiydi’ şeklinde bunu ifade ediyorlar. Osmanlı’da farklı kurumların yaptığı birçok hizmet vakıflar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunun içerisinde en başta dini hizmetler sayılabilir, camiler, mescitler, medreseler, vakıflar tarafından kurulmuş, işletilmiştir. Bir başka uygulaması eğitimle ilgilidir; Osmanlı eğitim sisteminde Enderun’u dışarıda bırakacak olursak, bütün eğitim kurumları vakıflar tarafından kurulmuş ve işletilmişlerdir. 19’uncu Yüzyıl’da kurulan Batı tarzı eğitim kurumlarının da vakıf kaynaklarıyla kurulduğunu biliyoruz. Osmanlı’daki, sağlık hizmetleri de vakıflar tarafından gerçekleştirilmiştir. Altyapı ve bayındırlık hizmetleri, bugün belediyelerin veya bir takım kamu kurumlarının gerçekleştirdikleri altyapı hizmetlerinin bir kısmı vakıflar tarafından gerçekleştirilmiştir, yollar, köprüler, kaldırımlar, su altyapısı gibi.”

“İstanbul silüetinden vakıf eserlerini çıkarın, geriye İstanbul diye bir şey kalmaz”
Vakıf eserlerinin geçen yıllara rağmen ayakta durduğunu hatırlatan Özcan, “Bugün İstanbul’a baktığınız zaman silüet dediğimiz şeyin içerisinde görünen birçok yapı vakıf eseridir. İstanbul silüetinden vakıf eserlerini çıkarın, geriye İstanbul diye bir şey kalmaz. Bunun aynısını diğer Osmanlı şehirleri için de söyleyebiliriz. Vakıf anlayışının günümüzde daha da geliştirilmesi, halkın buralara katkısının arttırılması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

 

AA

YORUM YAZ